20 Kasım 2017, Pazartesi
Hukuki Haberler
Anasayfa » Yargıtay Kararları » FAZLASI SAKLI TUTULAN HAKLAR

FAZLASI SAKLI TUTULAN HAKLAR

KISMİ DAVADAN FERAGAT

FAZLASI SAKLI TUTULAN HAKLAR

ÖZET: Kısmi davadan feragat edilmiş olması; kısmi dava açılırken fazlaya ilişkin hakların saklı kaldığı beyan edilerek ilerde talep edilecek bakiye alacakta da feragat edildiği anlamında değildir.

Y.HGK. E:2012/21-736 K:2012/262 T:20.02.2012

(..Dava 16.09.1996 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu %32 oranında sürekli iş görmezlik nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece davacının Mengen Asliye Hukuk (iş) Mahkemesi’nin 2006/50 E.2006/52 K. sayılı dosyasında aynı olay nedeniyle açtığı maddi ve manevi tazminat istemli davada, maddi tazminat isteminin feragat nedeniyle reddine ve manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilerek bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, anılan kararın kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemece varılan sonuç hatalı olmuştur. Gerçekten davacının Mengen Asliye Hukuk (iş) Mahkemesi’nin 2006/50 E. sayılı dosyasında görülen davada 19.09.1997 tarihli dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 100.00 TL maddi tazminat talep etmiştir. Bu haliyle açılan davanın kısmi dava olduğu ortadadır.

Öte yandan kısmı davadaki feragatin bu davada talep edilen miktarla sınırlı olduğu, fazlaya ilişkin haklardan da feragat edilmediğinin kabulünün gerekeceği, saklı tutulan alacak kesimi ile ilgili olarak her zaman dava açılmasının mümkün bulunduğu Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarındandır.

Kaldı ki davacı vekili kısmi davada verdiği 12.07.2009 tarihli feragat dilekçesinde fazlaya ilişkin maddi tazminat talep hakkını saklı tutarak, kısmi dava konusu 100.00 TL maddi tazminat isteminden feragat ettiğini açıkça beyan ettiği gibi, kısmi davada verilen kararda da, maddi tazminat istemi feragat nedeniyle reddedilirken, maddi tazminattan fazlaya ilişkin hakların saklı olduğu da vurgulanmıştır.

Hal böyle olunca davacının kısmi davadaki feragatinin saklı tutulan alacak kesimini de kapsadığını, diğer bir deyişle feragat nedeniyle redde ilişkin kararın tüm alacak miktarı bakımından kesin hüküm oluşturduğunun kabulü isabetsiz olmuştur.

Mahkemece, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…)

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Davacı vekili; geçirdiği iş kazası sonucu malul kaldığını, kazadan dolayı davalılar aleyhine tazminat davası açtığını, söz konusu davada fazlaya dair maddi tazminat taleplerini saklı tutarak talep ettiği 100.00 TL maddi tazminat talebinden feragat ettiğini, 4.000.00 TL manevi tazminat talebinin Mengen Asliye (iş) Hukuk Mahkemesi’nin 2006/50 esas sayılı dosyada kabul edildiğini ve kesinleştiğini belirterek fazlaya dair haklarını saklı tutarak 15.000.00 TL maddi tazminatın 16.09.1996 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili; Mengen Asliye Hukuk Mahkemesi’ne ait 2006/50 esas sayılı dosyada Yargıtay bozma ilamı öncesinde verilen kararda maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine karar verildiğini, Yargıtay bozma ilamında maddi tazminattan feragate dair herhangi bir gerekçe belirtilmemiş olduğunu, 2006/50 esas sayılı dosyada maddi tazminat talebine yönelik talep konusunda yeniden fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması nedeniyle iki karar arasında çelişki olduğu ve davacının davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Yerel mahkemece; feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı Kurum vekilinin temyizi üzerine Özel Daire; yukarıda metni yazılı gerekçe ile hükmün bozulmasına karar vermiş, Yerel mahkemece, önceki kararda direnilmiştir. Direnme hükmünü, davacı vekili temyize getirmiştir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak kısmi dava konusu edilen miktar için davadan feragat edilmesinin maddi tazminatın dava konusu edilmeyen kısmı için de feragat olarak kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Davacı vekilinin ilk davadaki feragat beyanının; “fazlaya dair maddi tazminat talep hakkımız mahfuz kalmak kaydıyla yüz TL maddi tazminat talebimizden feragatle, müvekkilimin kaza anındaki yaşı, malulen emekli olabilecek duruma düşmesi durumu, çalışmaz durumu göz önünde bulundurularak talep ettiğimiz dört milyar TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.09.1996 tarihinden itibaren kanuni faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınması” şeklinde olduğu gözetildiğinde, bu feragatin fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinden feragat anlamına da gelmeyeceğinden, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ:

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 Sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 5521 Sayılı Kanun’un 8/son maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Free WordPress Themes - Download High-quality Templates