16 Ocak 2018, Salı
Hukuki Haberler
Anasayfa » Yargıtay Kararları » Haksız İşgal Nedeniyle Uğranılan Zararın Tazmini Talebi

Haksız İşgal Nedeniyle Uğranılan Zararın Tazmini Talebi

YARGITAY
3. Hukuk Dairesi 2003/14214 E.N , 2003/14097 K.N.

İlgili Kavramlar

HAKSIZ İŞGAL NEDENİYLE UĞRANILAN ZARARIN TAZMİNİ TALEBİ

Özet
BİR NESNEYE (TAŞINMAZA) KÖTÜ NİYETLE ZİLYET OLAN KİMSE, ONU HAK SAHİBİNE GERİ VERMEKLE YÜKÜMLÜDÜR. MAHKEME KÖTÜ NİYETLİ ZİLYEDİ HESAP VERMEYE ZORLAYAN BİR YÖNTEM İZLEMELİDİR. MAHKEMECE YAPILACAK İŞ; DAVALININ ELİNDE BULUNAN TAŞINMAZIN KİRAYA VERİLMESİ HALİNDE PİYASA KOŞULLARINA GÖRE NE KADAR BEDEL GETİRECEĞİ BİLİRKİŞİ ELİYLE BELİRLENMELİ VE SONUCUNA GÖRE BİR KARAR VERİLMELİDİR.

İçtihat Metni

Dava dilekçesinde 90.000.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

A) MADDİ OLAY

Davacı (O……  Rektörlüğü), Yalıncak Köyü Belbaşı Mevkiinde bulunan 2566 parsele davalının bina inşa etmek suretiyle işgal ettiğinden ötürü kal istemini içeren davanın açıldığı 29.6.1989 tarihinden itibaren geriye dönük 5 yıl 1989 tarihinden bu güne kadar tahakkuk eden 90.000.000.000 lira ecrimisilin yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı olayda zamanaşımı süresinin geçtiğini ancak 5 yıl için ecrimisil istenebileceğini, bu yerin çam ormanı olup davacının herhangi bir zararı var ise bunu ispatlaması gerektiğini, tecavüzlü kısmın yıkılarak geri ekildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece; “Davalının haksız işgali nedeniyle davacının uğradığı zararın tesbiti imkanı yoktur. Davacı bu araziden gelir elde etmediği gibi ekonomik bir yarar da sağlamamaktadır. Davacının haksız fiil nedeniyle uğradığı müsbet zararı yoktur. Oluşmayan bir zarar için karşı taraftan tazminat talebi davacı yararına sebepsiz zenginleşmeye neden olacaktır. Zira haksız fiil sorumluluğunun bir şartı da zarardır” gerekçesiyle davacının müsbet bir zararının doğmamış olması dikkate alınarak davanın “Reddi” cihetine gidilmiştir.

Hükmü davacı taraf temyiz etmektedir.

B) MAHKEME, KÖTÜNİYETLİ ZİLYEDİ HESAP VERMEĞE ZORLAYAN BİR YÖNTEM İZLEMELİDİR: O HALDE HAKSIZ KARIŞMA KAZANCININ GERİ VERİLMESİNE KARAR VERMELİDİR.

Bir nesneye (taşınmaza) haksız olarak kötüniyetle, kendi çıkarına zilyed olan kimse, onu hak sahibine geri vermekle yükümlüdür.

Bundan ayrı olarak, KENDİ ÇIKARINA HAKSIZ OLARAK BAŞKASININ HUKUK ALANINA GİRİP, İŞİNE KARIŞIP KAZANÇ ELDE EDEN KİMSE (davalı), – hak sahibinin (davacının) tazminat davasındaki gibi zararı ya da nedensiz zenginleşmedeki gibi yoksullaşması aranmaksızın – BU “HAKSIZ KARIŞMA KAZANCI” NI GERİ VERMESİ GEREKMEKTEDİR (Tandoğan, Haluk; Mukayeseli Hukuk ve Hususiyle İsviçre – Türk Hukuku Bakımından Vekaletsiz İşgörme, İst. 1957, sh. 56 vd; 60/61, 64/66 da anılan yazarlar: Zimmermann, Schulz, Reichel, E. Wolff, Friedrich… Ayrıca bkz. Burak Özen: Haksız Zilyedlikte iade; – Doktora Tezi -, İst. 2003, sh. 249).

Bu haksız karışma kazancını geri alma isteminin, işine karışılan kimsenin zararın tazmini (tazminat) istemindeki gibi zararına ya da nedensiz zenginleşme istemindeki gibi yoksullaşmasına bağlı olmadığı için, bu istemleri aşan, bunları tamamlayan önemli bir görevi vardır (Sungurbey, İsmet: Medeni Kanun Öntasarısının Nesneler Hukukunun Eleştirisi, İst. 1972, sh. 415).

Başkası hesabına vekaleti olmadan tasarruf hakkındaki kurallara (BK. mad. 414) benzetme yoluyla başkasına ait bir taşınmazı yetkisi olmadan kullanmasından ve yararlanmasından kötüniyet sahibi zilyedin faydalanamaması gerekir (Homberger, A: Zilyedlik ve Tapu Sicili, çev. Suat Bertan, Ank. 1950, sh. 159). O halde, BK. mad 414 teki kendi çıkarına haksız olarak başkasının hukuk alanına girip, işine karışıp elde edilen kazancın geri verilmesi ilkesi, başkasının taşınmazını haksız olarak kendi çıkarına kullanan kötüniyetli kimseye, malikin (davacının) zararı aranmaksızın, o taşınmazını kullanmayacak ya da kullandırmayacak olsaydı bile, kullanma menfaatlerinin de ödetilmesini gerektirmektedir. Aksi takdirde, taşınmazını kullanacağını ya da kullandıracağını, böylece zararını ispatlayamayan haksahibi (davacı), kötüniyetli zilyed o taşınmazı başkasına kiralamışsa en aşağı o taşınmazın getirebileceği kira karşılığını hukuksal semere olarak isteyebilecek; kötüniyetli zilyed kendisi kullanırsa bir şey işleyemeyecek ki bu, mantıksız bir sonuç olurdu (Örnek için bkz. Sungurbey, sh. 419).

C) SORUŞTURMA-ARAŞTIRMA

Somut olayda davacı, davalının (haksız zilyedin) malvarlığında oluşan somut artışı istememiştir. Araştırma ve soruşturmada bu husus dikkate alınacaktır.

Davalı, taşınmazı bizzat kullanmasının objektif değerini ödemeye mahkum edilmelidir. O kadar ki, haksız olarak kullanılan taşınmazın ekonomik tahsis amacı itibariyle gelir elde etmeye örgütlenmemiş olması dahi sonuca etkili görülmemelidir. Öyleyse, dava konusu taşınmaz kullandırma borcu yükleyen bir sözleşmeye konu olacak şekilde ekonomik özgülenme amacı değiştirilseydi ne ölçüde gelir getirebilirdi, ne kadar bir kullanma karşılığı sonucunda davalının kullanmasına terkedilirdi, bu hususların araştırılması gerekir (Bkz. Özen, sh. 272 ve orada dayanılan: Loevvenhem).

D) SONUÇ :

Yukarıdan beri yapılan açıklamaların ışığında mahkemece yapılacak iş; davalının elinde bulunan taşınmazın kiraya verilmesi halinde piyasa koşullarına göre ne kadar bedel getireceği bilirkişi eliyle belirlenmeli ve sonucuna göre bir hüküm kurmaktan ibarettir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA) ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 8.12.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Free WordPress Themes - Download High-quality Templates