12 Aralık 2017, Salı
Hukuki Haberler
Anasayfa » Yargıtay Kararları » KAMU GÖREVLİLERİ NEZDİNDE HATIRI SAYILDIĞINDAN BAHİSLE DOLANDIRICILIK

KAMU GÖREVLİLERİ NEZDİNDE HATIRI SAYILDIĞINDAN BAHİSLE DOLANDIRICILIK

15. Ceza Dairesi 2011/14294 E. , 2/38821 K.
KAMU GÖREVLİLERİ NEZDİNDE HATIRI SAYILDIĞINDAN BAHİSLE DOLANDIRICILIK
TEMEL CEZANIN BELİRLENMESİ

“İçtihat Metni”Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukuki sorumluluk gerektirir.

ÖZET: SANIĞIN, ŞİKAYETÇİNİN YANILGIYA DÜŞÜRÜLÜP KANDIRI­LARAK PARASININ ALINMASI SIRASINDA, KAMU GÖREVLİLERİYLE İLİŞ­KİSİNİN OLDUĞUNDAN, ONLAR NEZDİNDE HATIRI SAYILDIĞINDAN BAHİSLE BELLİ BİR KİŞİDEN BAHSETMEMESİ NEDENİYLE EYLEMİN TCK’NIN 157. MADDESİNDE YAZILI DOLANDIRICILIK SUÇUNU OLUŞTURACAĞI GÖZETİL­MELİDİR.

YASA KOYUCUNUN AYRICA ADLİ PARA CEZASI ÖNGÖRDÜĞÜ SUÇ­LARDA, HAPİS CEZASININ ALT SINIRDAN TAYİNİ HALİNDE MUTLAK SURETTE ADLİ PARA CEZASININ DA ALT SINIRDAN TAYİNİ GEREKTİĞİ YÖNÜNDE BİR ZORUNLULUK BULUNMAMAKTA İSE DE, BUNA İLİŞKİN DOSYA KAPSAMINA UYGUN, YASAL GEREKÇELERİN GÖSTERİLMESİ GEREKİR.

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;

Gerekçeli kararın başlık bölümünde suç yerinin gösterilmemesi ma­hallinde düzeltilebilir eksiklik olarak görülmüştür.

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.

Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte birtakım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu ya­lanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağ­lanmalıdır.

Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

Somut olayda; müştekinin aşamalarda değişmeyen beyanlarında sa­nığın kendisini Başbakanlıktan geçici gelen memur olarak tanıtıp, sağlık me­muru olarak işe alınmasına yardımcı olacağını söyleyerek inandığını, aynı yerde çalışan Hamdi’nin de telkinleriyle sanığa 3.000 YTL verdiğini, işe alımı gerçekleşmemesi üzerine sanıktan parasını geri istemesi üzerine sanığın Nizamettin isimli, Başbakanlıkta çalışan ve şahısları para karşılığı işe alan bir şahıs olduğundan bahsederek Nizamettin adına düzenlenmiş senedi kendisine verdiğini beyan ettiği, müştekinin yanılgıya düşürülüp kandırılarak 3000 YTL’nin alınması sırasında sanığın kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle belli bir kişiden bahsetmediği, bu nedenle eylemin TCK’nın 157. maddesinde yazılı dolandırıcılık suçunu oluş­turduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulun­mamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece hapis cezası alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 100 gün olarak tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesine aykırı davranılması,

2- 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından şartla tahliye tarihine kadar, diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanacağının gözetilmemesi,

3- Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/ 11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlen­mesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla ye­rinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca (BOZUL­MASINA), 11.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Free WordPress Themes - Download High-quality Templates