12 Aralık 2017, Salı
Hukuki Haberler
Anasayfa » Yargıtay Kararları » MÜŞTEKİNİN İLETİŞİMİNİN TESPİTİ

MÜŞTEKİNİN İLETİŞİMİNİN TESPİTİ

13. Ceza Dairesi 2011/23240 E., 2011/6986 K.

MÜŞTEKİNİN İLETİŞİMİNİN TESPİTİ

5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 135 ] “İçtihat Metni”

Müşteki Ş…..’in şikayeti üzerine Tuzla Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sırasında, anılan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17.05.2010 tarihli ve 2010/3078 sayılı yazısı ile yapılan, müştekiye ait olup da şüpheli ya da şüpheliler tarafından kullanılması muhtemel olan 3535460258872…

… Cihaz Seri (IME) numaralı, Nokia N73 marka ve tipindeki cep telefonu ile 01.04.2010 tarihinden sonra telekomünikasyon yoluyla yapılan ve/veya yapılacak olan iletişimin tespitine dair karar verilmesi talebinin reddine ilişkin (Tuzla Sulh Ceza Mahkemesi)’nin 20.05.2010 tarihli ve 2010/458 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii (Tuzla Birinci Asliye Ceza Mahkemesinin 28.05.2010 tarihli ve 2010/135 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 19.07.2010 tarih ve 2010/9044/47763 sayılı kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11.08.2010 tarih ve 2010/183315 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi.

Mezkur İhbarnamede;

Dosya kapsamına göre, Yargıtay Dokuzuncu Ceza Dairesi’nin 23.11.2009 tarihli ve 2009/12637-13042 sayı l ı ilamında belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. ve Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmeliğin 12. maddelerine göre hakim kararı gerektiren iletişimin tespiti tedbirinin şüpheli veya sanık tarafından kullanılan telefonlar hakkında uygulanabileceği, anılan düzenlemelerde müştekinin telefonuna yönelik bir tedbirden bahsedilmediği, bu durumda adı geçen müştekinin telefonu açısından iletişimin tespiti uygulamasının Cumhuriyet Savcısı ve mahkemelerin genel soruşturma ve delil toplama yetkisi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, Cumhuriyet Savcısı ve mahkemelerin ilgili kurumdan müştekinin telefonu ile yapılan görüşmelerin kimle, ne zaman, hangi süreyle yapıldığına ilişkin kayıtları içeren iletişimin tespitini isteyebileceği gözetilmeden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşılmış olmakla,

Gereği görüşülüp düşünüldü:

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5353 sayılı Yasa’nın 17. maddesiyle değişik 135. maddesi uyarınca, “Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suçun işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde edilmesi imkanının bulunmaması durumunda, hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal verileri değerlendirilebilir.”

5271 sayılı CMK’nın 135. maddesinin 6. fıkrasında bu madde kapsamında “dinlenme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine” ilişkin hükümlerin ancak fıkrada sayılan katalog suçlarla ilgili olarak uy-gulanabileceği öngörülmüştür.

İletişimin içeriğine müdahale etmeden, iletişim araçlarının diğer iletişim araçlarıyla kurduğu iletişime ilişkin arama, aranma, yerbilgisi ve kimlik bilgilerinin tespit edilmesine yönelik işlemleri (10.11.2005 gün ve 25984 sayılı RG’de yayımlanan Yönetmelik m. 3/f) ifade eden “iletişimin tespiti” işlemi yukarıda belirtilen CMK’nın 135. maddesinin 6. fıkrası kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu nedenle, hangi suça ilişkin olursa olsun, şüpheli ve sanığın iletişiminin tespiti, CMK’nın 135/1. maddesi uyarınca hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısının kararıyla mümkün olacaktır.

Ancak;

Yargıtayımızın istikrar bulmuş içtihatları uyarınca, müşteki-mağdurun iletişiminin tespiti işleminin, 5271 sayılı CMK’nın 135. maddesi kapsamında değil, Cumhuriyet Savcısı ve mahkemelerin genel soruşturma ve delil toplama yetkisi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

Bu gerekçeler dikkate alındığında, yazılı emre dayanan bozma nedeni yerinde olup, Tuzla Birinci Asliye Ceza Mahkemesi’nce itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı görülmekle, Tuzla Birinci Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28.05.2010 tarihli ve 2010/135 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309/4-a maddesi uyarınca (BOZULMASINA), müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na (TEVDİİNE), 30.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Free WordPress Themes - Download High-quality Templates